
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel başkanlığına aday olan Durak ARSLAN’ın, 07 Mayıs 2006 tarihinde Strasbourg’da yapılan 5. olağan genel kurulda yaptığı konuşmanın metni;
AABK Genel başkanı Sayın, Turgut ÖKER,
İABF Genel başkanı Sayın, Ismail ATAS
FABF, Genel başkanı Sayın, Servet DEMİR,
AABF İkinci başkanı Sayın, Hıdır TEMEL,
Sayin medya kuruluşu temsilcileri,
Saygıdeğer Dedeler, Analar,
Değerli kadınlar,
Değişimin gücü sevgili gençler,
Sayın delegeler ve sevgili konuklar.
Sizleri sevgi ve saygıyla selamlarken, FABF 5. Kongresine hoş geldiniz. Onur verdiniz.
Bu kongre toplantısının hazırlanışında emeği geçen, Strasbourg AKM’ye ve bütün Canlara teşekkür etmek istiyorum.
Bugün, bizleri burada bir araya getiren ortak değerimiz, Aleviliktir sevgili Canlar.
Nedir bu Alevilik diye sorarsanız, Ben bir Alevi tarihçisi, araştırmacısı ya da bilim insanı
değilim.
Alevi bir aileden geliyorum. Annemin Alevilere has Türkçe dualarından belleğimde kalıntılar kalmıştı sadece…sabah güneşe dönük okuduğu, Türkçe dualardan aklımda kalan en çarpıcı ve unutamadığım, küçük bir bölümü izninizle sizlerle de paylaşmak istiyorum.« Tanrım, Cemi cümlenin yavrularını kazadan beladan koru, Analarına Babalarına bağışla, onlarla beraber benimkileri de bağışla. » diye bitirirdi. Ben ise Annemin, Bencillikten uzak, önce başkalarını düşünen ve sevgi dolu bu sözlerinden tarifsiz bir güç alırdım, o küçük yaşımda. Daha sonraki ortaokul yıllarımda, saçlarımızı yolarak öğretmek istedikleri, anlamadığım Arapça duaları aşağılayarak biz Alevi örencilere öğretmeye çalışırken öğretmenimiz, keşke, O, Annemin sevgi dolu Türkçe dualarını okuma seçeneğimiz olsa diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Erken yaşlarda, Sosyalist düşünceyle tanışınca, Aleviliği daha fazla öğrenmeye ihtiyaç duymamışdım doğrusu. Zaten anlatacak kimse de yoktu.
Son yıllarda okuduğum, kitap ve araştırma yazılarında, şunlara tanık oldum sevgili Canlar.
900’ lü yıllarda En el hak diyen Hallaç-i-Mansuru, Kul Nesimi yi okuyunca, 1800 lerde yaşayan Karl Marx’ın daha dünkü çocuk olduğunu gördüm.
1200 lerde yaşamasına rağmen, « bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır » diyen Hacı Bektaşi Veli’yi okuyunca, Avrupa rönesansının nerelerden feyiz aldığına tanık oldum.
1600 lerde Sazıyla ve Sözüyle, zulme karşı mücadele veren, Pir Sultan Abdalın duruşunu, Zulmün ancak şiddetle yokedilebileceğine inanan, Che Guvaranın duruşundan daha anlamlı buldum.
72 millete aynı nazar ile bakan, kinden ve nefretten uzak, Dini Sevgi, yolu Bilim, yönü İnsan olan, evrensel ve güzel bir inanç olduğunu gördüm Aleviliğin. Aleviliğe ve Alevilere hizmet etmem için, yeterli bir sebep olduğunu düşünüyorum..
Alevilikle ilgili daha fazla detaylara girmek uzmanlık işidir.
Çünkü, Alevilik üzerine güvenilir arşiv ve tarih bilgileri yoktur. Yokedilmiş, yakılmıştır. Resmi tarih güdük ve maksatlı olduğundan, oralardan beslenme şansımız da yoktur.
Ancak, elimizdeki en güvenilir kaynaklar, Alevilerin Canlarına sararak bizlere taşıdıkları, Alevi nefesleri, deyişleri ve türküleridir… İşte sizinle, sizin de bildiğiniz bir örneği paylaşmak istiyorum. Eskiden sadece müziğini çok sevdiğim için dinlediğim, oysa Aleviliğin özünü anlattığını sonradan öğrendiğim, Haydar Haydar’la, Ali Ekber Çiçeği’de anmış olalım….
Ondört bin yıl gezdim pervanelikte
Sıtkı ismim buldum divanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum.
Kırkların ceminde, Haydar Haydar, dara düş oldum.
Güruhu Naciye özümü kattım
İnsan sıfatında çok geldim gittim
Bülbül oldum, firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için, zare düş oldum
Kırkların Ceminde, Haydar Hydar, zare düş oldum.
Evet sevgili Canlar,
Sözlü edebiyatımız dışında, son yıllarda, bir kaç yazar ve araştırmacımızın ciddi araştirmaları ve kitapları çıkmıştır. Bu eserler sayesinde görüyoruz ki, bize anlatılanlar gerçekten uzak ve insanlık için fazla cazip olmayan bir Alevilikmiş.
Alevi örgütlerine düşen en önemli görev, Akademisyenlere imkan yaratan, bir araya getiren ve eserlerini değerlendiren kurumları yaratmak ve yaşatmak olmalıdır. Bu birazdan da sunacağım projenin en önemli konularındandır.
Sevgili Canlar, Alevilik bu durumda iken, ya Aleviler ne durumda ? bir de Ona göz atalım isterseniz.
Alevilerin, şöyle, kendimce bir fotoğrafını çektim. Bu fotoğrafta hepimiz varız.
Fotoğrafta çok güzel gelişmele de var, acilen giderilmesi gereken eksikliklerimiz de var.
Önce güzel gelişmelere kısaca değinmek istiyorum;
Bundan 20 yıl önce, Alevi adının geçtiği bir tek örgüt yoktu ve Aleviler kendini tanıtmaktan korkardı. Artık, yüzlerce Alevi Kültür Mekezlerimiz, Onlarca federasyonumuz, Konfederasyonumuz… hatta bugünlerde ön çalışmaları yapılan Dünya Aleviler Birliği çalışmamız var. Bunlar Aleviler için son derece önemli gelişmelerdir.
Ayrıca,
Küreselleşen dünyanın her ülkesinde, gelişen dinamikleri görüyoruz. Ülkemizde de Alevilik, gelişen önemli bir dinamiktir. Kendini tanıtan, sorunlarına çözüm arayan, gündem belirleyen ve varlığını duyumsatan bir Aleviliğe gereksinim var. Alevilere büyük sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluk ise örgütlerle yerine getirilir. Aleviler, Aleviliği siyasallaştırmak yerine, kendileri siyasallaşmalı ve gündem belirlemeliler. Bu çerçevede, Avrupa ilerleme raporu gündemine girmek, önemli bir gelişmedir ve daha da ileriye götürülmelidir.
Bir başka olumlu gelişme ise,
Alevileri sahiplenen, Alevilerin sahiplendiği Televizyon kanallarımızın açılmış olmasıdır.
Bu gelişmelere katkı sunan, Alevilere, isterse herşeyi başarabilecekleri özgüvenini kazandıran, başta örgüt liderlerimize, parlementerlere, Televizyon kanlallarımızın Sahiplerine ve bütün emektarlara teşekkür ediyor, tüm Aleviler ve İnsanlık adına, onları alkışlamak istiyorum.
Aynı fotoğrafın genelinde göze çarpan, üç önemli noktadaki eksiklik ise şunlar, Sevgili Canlar ;
1.Eğitim seviyesinin düşüklüğü…
2.Ekonomik yetersizlik…
3.Örgütsüzlük…
Peki bu eksikliklerin sonuçları neler ?
Eğitim seviyesi düşük olan bir toplumun bireyleri;
Yönetim kademelerine gelemezler…
Akademisyenleri olmaz…
Yaşam kaliteleri düşük kalır…
Ekonomik olarak yetersiz olan bir toplumun;
MEKANLARI OLMAZ VE GERI KALIRLAR.
Araç ve gereçleri olmaz.
Teknolojinin gerisine düşerler.
Sesi duyulmaz, yüzü görülmez, ayağı yol almaz…
Örgütsüzlüğün sonuçları ;
Haklı bireysel çıkışlar, çabucak karşıtlarınca susturulurlar.
Dayanışma olmadan güç olunamaz.
İçinde yaşadığı toplumlarda temsil edilemezler..
Varoldukları halde yok sayılırlar. (aynen Tr’de olduğu gibi)
Sevgili Canlar, bu fotoğrafa burada bir de sizlerle birlikte bakmak istedim. Ki birlikte neler yapabileceğmize, birlikte karar verebilelim.
Sizlerle paylaşmaya çalıştığım, Alevilerin genel bir fotoğrafıydı.
Biz yeni ve dinamik bir ekip olarak, bu sorunların bilincindeyiz ve somut çözüm önerilerimizle yönetimde yer alarak, Alevilere hizmet etmek istiyoruz.
Birbirimizi severek, ben merkezli değil, biz merkezli bir çalışma anlayışıyla, yetenek ve imkanlarına uygun görevleri üstlenerek, birbirini tamamlayan, birbirine inanan, ortak hedefinden şaşmayan, projeli ve proğramlı çalışan bir ekip olmayı hedefliyoruz. Ancak ekip olarak, sorunların üstesinden geleceğimize inanıyoruz.
Tüm çalışmalarımıza, değişimin gücü olan, kadınlarımızı ve Gençlerimizi katmak, temel hedefimiz olacaktır.
Dünyanın en güzel tüzüğünü hazırlayabilirsiniz, proğram yapabilirsiniz, fakat bunları hayatla buluşturmadığınız zaman, sadece kağıt üzerinde ya da lafta kalır.
Bu anlamda, sizlere yapamıyacağımız işlerin sözünü vermiyoruz. Üç yıllık yeni dönemde, üç ana konuda yoğunlaşmak istiyoruz.
Kurumlaşmak, Eğtim, Lobi çalışmaları.
Birincisi ;
Kurumlaşmak. Büroları, telefonu, faksı, bilgi sayarı, çalışanı, olan bir Genel Merkez. AKM lerin heran ulaşabileceği, yardım alabileceği bir Merkez. Konfederasyonumuzun rahatlıkla faydalanabileceği bir Merkez. Konuk ve ziyaretçilerimizi, Alevilere yakışır bir şekilde kabul edebileceğimiz bir Genel Merkeze sahip olmak.Proje üreten ve uygulayan bir kadronun, çalışmalar yaptığı bir Genel Merkeze kavuşmak.Alevi İşadamlarımızı bir kurum altında birleştirerek Federasyonumuza güvenlerinin oluşmasını sağlayarak, maddi kaynak yaratmak.
İkincisi ;
Eğitim. AKM başkanlarına ve Yôneticilerine yönelik, proğramlı bir yöneticilik eğitimi başlatmak. Bir toplanti nasıl yapılır. Nasıl sonuç alınır. Bir ekip nasıl oluşturulur ve motive edilir. Çalışan personel nasıl alınır, yardım dosyaları nasıl monte edilir…bu konularda eğitim.
Alevilikle ilgili,. Merkezi ve bölgesel olarak, Yaş ortalamalarına uygun proğramlı eğitimleri başlatmak. Akademisyenlerimize imkanlar yaratmak.
Üçüncü ;
Lobi ve Diplomatik çalışmalar yapmak. Dışa açılarak, parlementerlerle, belediyelerle, kilise ve camilerle, üniversitelerle, demokratik kurum ve kuruluşlarla diyaloğu geliştirmek. Onlara Aleviliği ve Alevileri kendi sesimizden anlatmak.
Değerli delegeler.
Biz yeterki yürekten isteyelim. Başaramıyacağımız iş yoktur. Ünlü bir Fransız ata sözü var, bilirsiniz, « un possible ce n’est pas le Français » Türkçesi, « imkansız kelimesi Fransızca değildir » diyor. Bu anlamda, bizler de yapılacakları mümkün kılabileceğimize inanıyorum.
Aleviler olarak, artık önümüze büyük hedefler koymalıyız. Çünkü 3. kuşağın bizim koyacağımız, büyük hedeflere ihtiyacı var. Ayrıca bireysel başarıları desteklemeliyiz. Çünkü her bireysel başarının ardından, kocaman bir öykü, ya da Roman gelir. Ve bu sizin çocuğunuz olabilir.
Değerli delegeler, Birazdan FABF’nun yeni Genel Başkanını, siz seçeceksiniz.
Bu görevi bana layık görürseniz, daha sonra tekrar huzurlarınıza çıkarak, nasıl bir ekip ile yukarıdaki projeleri yerine getirebiliriz, bu konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Alevilere yakışır bir kongre geçmesini umudediyor, . Beni dikkatle dinlediğiniz için, sizlere teşekkür ediyorum.
Durak ARSLAN