Yazılar - ()
Yeni… - Durak Arslan

Yeni olanı severiz ve ona sahip olmaktan, onu yaşamaktan doğal olarak heyecan duyarız hepimiz.
Ve hatta « Eskisi şöyle dursun, can kurban yeni yâre » diye türküler bile söyleriz.
Yeni bir yaş, yeni bir aşk, yeni bir iş, yeni bir gün, yeni bir mülk, yeni bir kariyer, yeni bir yıl, yeni bir düşünce ve yeni bir hayat… ! Hepsi ve daha niceleri bizlere ve hayata dairdir.
Her yeninin bir hikayesi vardır oysa. O öyle durup dururken ve kendiliğinden birden doğmaz. O eskinin içinde varolup gelişir, eskiden beslenir büyür ve eskiyi reddederek doğar, hayatın tam ortasına.
Onun gelişini, engelleyemeyiz. Yeninin kaderi, eskinin içinde önceden belirlenir. Eskinin dünyasında çatışan iki zıtdan birinin zaferidir yeni.
Yeni eskinin güçlü olan tarafıdır. Her eski geçmişteki yeni, her yeni gelecekteki eskidir.
Bir meyvenin içindeki tohum gibi, bir annenin acıyla gerçekleştirdiği doğum gibi, solup dökülenlerin yerini alan yeni gül yaprakları gibi, gecenin içinden karanlığı yırtarak dünyamızı aydınlatan güneşle gelen yeni bir gün gibi… !
Ya biz, her an, her gün ve her alanda bizi bekleyen ve çevreleyen bu yenilikleri kabule, onlarla uyumlu yaşamaya, onları dostça kucaklamaya hazır mıyız ?
Yeniye hazır değilsek eğer, üzerimize gelen yenilikleri, suratımıza birer tokat gibi yiyebiliriz.
Gelen yeniyi önceden hissederek, oluşumuna katkı sunup, kendimizi ona hazırlayarak, gelişini hoş karşıladığımızda, onları yaşamın yanaklarımıza kondurduğu birer buse gibi algılayıp, onlarla yeni heyecanlara kapılabiliriz.
Yaşamın doğal dengesini bozanlara, kaderimizi kanlı kalemleriyle geçici de olsa yazanlara karşı, insanın, doğanın ve doğal olanın saflarında yer alarak, ortaçağ karanlığından bugünlere nasıl geldiysek, hayal ettiğimiz aydın yarınlara da öyle gidebiliriz.
Yenilikleri yaratan bizler değiliz. Doğumu kaçınılmaz olan yeniliklere ya karşı gelir engellemeye çalışır ve yenilenmeyi reddedip yeniliriz ve yok oluruz. Ya da yeniye taraf olup, önünü açarak onun bir parçasına dönüşüp yeninin içinde tekrar varoluruz.
Adımız sanımız kim olursa olsun, ünümüz ve ünvanımız ne olursa olsun bu böyledir. Bu kural karşısında boynumuz kıldan incedir. Çünkü asıl olan yaşam ve doğadır. Biz bu kocaman kâinatın içinde küçücük birer zerre, bu sonsuz evrenin içinde gizlenen sır ise, zerre de olsak, bizdedir.
İşte bu bilinçle ve inançla, yeni yılda yeniden yapılanmaya adım atıyoruz.
Geçmişimizden doğarak, bugünümüze tutunarak, yarınlarımızı hazırlamaya soyunuyoruz. Bu yeni yılda, oturup sorunlarımızı uzun uzun tartışmak yerine, başarılarımızı ve yeni ortak hedeflerimizi belirlemenin yolunu seçiyoruz.
Alevi hareketinin yeniden yapılanma projesi Alevilere, yetmişiki millete ve misafiri olduğumuz doğaya hayırlı olsun.
Şimdi hep birlikte, örgüt yöneticileri, bilim insanları, sanatçı, siyasetçi, işveren, kadın, genç ve inanç önderlerimizle, bu tarihi projeye katkı sunalım, sahip çıkalım, gerçek kılalım.
Gerçeğin demine hü… !
Durak ARSLAN - FUAF Genel Başkanı
| Tarih: 31.12.2010 | ||
|
Değerlendir
Yorumlar
Benzer Yazılar
Sayın Başbakan Erdoğan’a Sade Sorular ! - Durak Arslan
Düşünmeye davet - Durak Arslan
Utanıyorum - Durak Arslan
Alevi… - Durak Arslan
İlk Film… - Durak Arslan
İbret - Durak Arslan
İnsanlık… - Durak Arslan
Kıvırcık Ali - Durak Arslan
Yeni… - Durak Arslan
Düşünmeye davet - Durak Arslan
Ödül…- Durak Arslan
Bir hayal… - Durak Arslan
Fazıl Say - Durak Arslan
Ya… - Durak Arslan
Sevdiklerim… / Durak Arslan
İlgili Haberler



















Tesekkur ediyorum yeni yil kutlamaniz için. Sizlerin ve sevdiklerinizin yeni
yilinizi kutluyorum.
Gundemi takip ederek, olumlu ve olumsuz gelismeleri
takip ederek tepki gosteren ve ne istedigini bilen, kendi kaderini kendi
ellerine alan bir toplum olmaya basladigimizin somut bir gostergesidir
yazdiginiz yazi. Sizi kutlarim.
Calismalarinizda basarilar dilerim.
Saygilarimla.
Durak Arslan
Genel Baskan
Dün 23/12/009 tarih'i aksami "ZIT GÖRÜSLER" diye bir program izliyorum tesadüfen kanal 8'de. Kendini bilmez bir sair yazar Ismet Özel isimli sahis kalkmis kendince "ALEVI'lik" tarifi yaparlarken bunlar "Hacli seferinden kalma sunni'lere yaranmak icin arada kalmis yalandan müslüman olmak istiyen kafirlerdir" diyebiliyorlar. Ve ekliyorlar "Sehir'dekiler sunni'lestiler ama dagdakiler halan yikanmayan
ilkel insanlardir ALEVILER budur benim icin diye konusabiliyorlar. Canli yayina baglanip cevap verme olanagim olmadi ama onlar zaten bu zihniyetle bizi asip kesmedilermi? Biz ne yaptik birbirimizle ugrasmaktan baska bir sey yapmadik. Oysa kafamizi kaldirip birbirimizin yüzüne bakmamiz, birbirimize sahip çikmamiz gerekirken, düsmanlarimiza yaranmak icin onlarin istedigi gibi olduk. Sen beni ben seni bilmeden 72 millet'i bilmeye kalkarsakta 1400 yil geçmis olmasina ragmen bize hala "kafir"diyebiliyorlarsa bu bizim bize deger vermedigimizden ibaret degilmidir? Kadin erkek can'dir ogretimizde tanimali bilmeliyiz.YENI YIL'da yenilenmeli ögretimize uymaliyiz. "insanlar konusa konusa, hayvanlar koklasa koklasa" anlasirlarya. Birbirimizle konusarak düzeltelim yanlaslarimizi. Yeni Yilliniz kutlu olsun bu vesileyle. Saygilar, Melek ARAS