Ürünler
Hiçlige giden yol rehberleri - Esat Korkmaz
Önce “Hiçlik Defteri” doğdu. Çok geçmedi beklenmedik adıyla “Kitap” kitabı geldi. Korkusuzca yazıyordu Esat Korkmaz. İçinde biriken defterler ve kitaplar peş peşe akın ediyordu.Bekleyeni çok mudur?, bilmiyorum. Ancak şaşırttığı okuru çoktur eminim. Aleviliğin kuramları ve felsefesi arasında okumaktan yorulan dostlarına borçlarını öder gibi defterler sürdü ortalığa. O defterleri açanlar okudukça içlerindeki yabancılaşmayı, sert sorguları peyder pey yumuşatıyordu. Ona göre Alevilik her ne olursa olsun yaşamın içinde vaha olmayı bilen bir kültürdür. Aleviliğin dili şiir dilidir. Diliyle yaşamı şiirleştirmektir.
“Kitap” kitabı ise Aleviliğin geleneksel kurumlarının sürekli dıştan aldığı darbelere karşı bir set ve tamir görevi üstlenmek amacıyla yazılmış. Her iki kitabın öykülerini bilen biri olarak diyebilirim ki, edebi dilini yitirme sorunu yaşayan Aleviliğe tat katacak bir dil ve metin yazım tarzına sahiptir “Hiçlik Defteri” serisi ve “Kitap” kitabı. Başlangıç olarak üç seri olarak yayımlanan “Hiçlik Defteri” daha çok bir cep kitapçığı olarak düzenlenmiş. Defterlerin konuları şiirsel metinler ve denemeler: Yazarın deyimiyle “saçmalamalar”, benim deyimimle up uzup epik aforizmalar bütünü.
Cesaret isteyen bir üslubu tercih eden yazar, Aleviliğin güçlü felsefi dilinin şiire yatkınlığı kadar edebi metinlere de yatkınlığını gösteriyor. Ancak okurken felsefeden hiç de uzaklaşmıyorsunuz. Orada soruları sadece yazar sorup, yazar yanıtlamıyor. Okuyucunun da kendisi ile “sevişmesine” kapı aralıyor. Korkak okuyucuyu bile kendine getirecek cürette “saçmalaması” elbette ki Aleviliğin doğurgan sesiyle bir yer arıyor kendisine. Herkes gibi kolayını bulup “çekip gitmek yerine durup düşünmek” gerek: “Hiçliğin gölgesi yaşam olduğuna göre ölüm yaşama âşıktır. Söylencelerde kimi kez gölgelerin korktuğuna tanık oluruz: O zaman soralım; gölgeler korkar mı?, diye. Gölgelerin korkusu şüphesiz bir gerçekliktir. Canın gölgesi beden, bedenin gölgesi can ise eğer, ölüm dediğimiz şey can gölgesinin iptalidir. Geriye bedenin gölgesi kalır. Canın gölgesi durumunda iken yani yaşarken nasıl korktuğumuzu ya da korkunun ne olduğunu hemen algılarız. Öyleyse ölümden sonra geride kalan can, yani bedenin gölgesi de korkar: Bir bedene sahip olamama korkusu gölgenin temel endişesidir. Öyleyse geride kalanlar ölenleri -Beden! Beden!, diye feryat ettirmemelidir.”
Hiçlik defterinde biraz da kendimize sorular sorarız. Sormadan Esat Korkmaz okumaya kalkmak zaten O’nun yazınını anlayamamaktır. Her küçük taşın, sözcüğün altında ses arar O: Susmayan sesler. Gittikçe çoğalan ve konuştukça her şeyi doğaya çeken ve dönüştüren sesler. Bu nedenle: “Sesleri çözdüğümüzde bunun bilme kültürünün değil, değiştirme kültürünün bir parçası olduğunu anlarız.” diyor. Anlar mıyız gerçekten? Anlamak için, dilin biraz kendisini koyvermesi ve ezgisini, retoriğini yakalaması gerekmiyor mu? Peki gerektikçe biz neye ihtiyaç duyarız? Sezgimize elbette.
O zaman düşünürsün: “Bu iki yüzlü gerçeğin bir felsefesi olsun istersin. Yaşamın içerisindeki amaçlı yürüyüş, dışarıdan bir savrulma olarak algılansa da sen; iki yüzlülüğü bir erdem olarak gören ya da yetişmişliğin kanıtı kabul eden bir sûfi olmayı yeğlersin. Doğru mu yaparsın yanlış mı yaparsın bilemeyiz: Ama yaşamının hiçbir anında ne kendini aldatırsın ne de satarsın.”
İşte Esat Korkmaz’la böylesi yolculuklara çıkarsın. Bazen hayır ben gelmeyeceğim, karıştırıyorum desen de, o an bir şeytan veya asi ile karşılaşırsın. Sınır sana kalır. Ya onun hiçliğine yüzersin ya da sapkınların tasarımcısından kaçar gerilersin. Bu işin defter kısmı. Bundan sonra kitap geliyor. Kitap, Alevi-Bektaşi gibi düşünenin defterinin dürülmemesinin engellenmesi için.
İşte şimdi adaletli olmak gerek. Her yerde bulamayacağın kısa kurtarılmış alanlar karşına çıkacak çünkü. Aleviliğin süzgeci “Kitap: Yol Rehberi, Gülbanglar-Erkânlar” karışmış bir dili dediğiniz gibi onarmaya çalışan bir kapıdır. Beden beden diye kendini arayan Aleviliğe gereken dil bu “Kitap” kitabında aranmış ve Alevilik için güncellenmiş. Aleviliğin güncel sorun ve beklentilerini en iyi alanda bulabileceğini bilerek, çalışma masasındaki ödevlerini aksatmadan, büyük eksikliğini duyduğu “alan araştırmalarına” yönelen Korkmaz, burada gördüğü kirlenme yanında, bir de Aleviliğin yaşayan dilinin yaratıcılığını ve bazı noktalarda öncülüğünü yakaladı. Bu nedenle oradaki çalışmalarında öne çıkan bir soruna ses olmak ve geleneğin kirli yanlarına yeniden icatlar katmak gerektiğini sezdi. Sezdiği şeyin şehirlerde de karşılığı vardı, gittiği köylerde de: Asimilasyon. Her şeyin bir karşılığı vardı elbette. Alevilik kendisini yanar-döner bir ortama, sürekli takiye yapıyormuş durumuna bırakırsa, karşılaşacağı şey kendisini yetirmeye götüren diliydi. O dili yenilemek ve ne demek istediğini anlaşılır kılmak için Alevi gülbang ve erkânlarının onarılması gerekiyordu. Çoğu zaman insanların yanlış-doğru kağıtlara yazarak cemlerde var etmeye çalıştığı gülbanglar ve ait oldukları erkânlarda büyük bir daralma ve kirlenme yaşanıyordu. Acısını duymak ayrı bir sorun, bu yakıcı soruna değinmek ve çözüm üretmek gerekiyordu. İşte hiçbir şey anlatmıyor gibi görünen “Kitap” kitabı böylesi bir kanamanın durdurulması amacıyla var oldu.
Gülbang okumak yerine kolaya kaçıp, biraz da meyilden dolayı Kuran’dan sureler, ayetler okumayı yeğleyen ve önü tutulamayan süreçte yapılacak en önemli pratiklerden biri Aleviliğin dili, pratik dili ve eylemi olan yaşamına müdahale etmek gerekti. Aleviliğin “kitabı” yok diyenlere, nice kitap arasında sestir Korkmaz’ın diğer kitapları yanında “Kitap”. Çünkü bu her şeyden önce cesaretle alanda tespit edilmiş sorunlar karşısında oluşturulmuş bir “Yol Rehberi”dir. Alevi cemlerinin güçlü ancak içerik olarak sorunlu bir dönemde olması, böylesi çalışmalara ihtiyacı gösteriyor. “Saçmalama” hakkı kitapları yanında bu tür “onarma” kitapları da yine onun çalışmaları oldu. Olsun. Bir sûfi her zaman her yerdedir. Bazı yerlerde deli denip kovulur, bazı yerlerde ise dahi denip baş köşelere defter ve kitapları konur. O düşünü keşfetmiş ve düşlerini anlatıyor bize.
Alevi gülbanglarını; sofra, aşure, cem, cenaze, dar, helallik, kurban, nikâh, ocak kazma, semah hizmet vs. hepsini bulmak mümkün bu çalışmada. Ya erkânlar. Onlardaki sorunları bilerek, geçmişi suçlamak yerine, neyi nasıl yapmak gerektiğine yol rehberi hazırlamanın daha doğru olduğunu düşünerek, Alevi kültür yaşamına, acıkmasına gereken ışığı tutuyor.
Işık ve dil Esat Korkmaz’dan. Nefes? Nefes pirden. Okumak?..
Çabaları Dergâh defterine kaydola.
| Tür: | Kitap |
| Değerlendirme: |
Değerlendir


















