Kadın Komisyonu
Kadın, Çocuk ve Aile Komisyonu
Komisyon Sorumlusu: Nesrin Yaldırak
nesrin.yaldirak@alevi-fuaf.com
FUAF 2. KADIN KAMPI RAPORU
2. Kadınlar Kampı 10-11 Ekim 2009 de ST Dizier şehrinde düzenlenerek başarıyla sonuçlanmıştır. Kamp Fransa’nın çeşitli bölgelerinden katılan AKM üyelerinin yüksek katılımıyla sağlanmıştır.
Kampa Katılan AKM'ler : Altkirch AKM, Bar-le-Duc AKM, Epinal AKM, Lorient AKM Nantes AKM, Nancy AKM, Moselle AKM, Monbeliard AKM, Selestat AKM, Saverne AKM,Strasbourg AKM, Paris(pak)AKM,Phalsbourg AKM
Katılımcılar : Durak Arslan (FUAF Başkanı), Erdal Kılıçkaya (FUAF Basın-Yayın Komisyon Sorumlusu), Seyit Gezek (Eğitim-Araştırma Komisyonu Sorumlusu), Sema Kılıçkaya (Eğitimci-Yazar), Zübeyit Gün (Psychologue Clinicien et Psychodramatiste), Dilek Cansaran, Sinan Kaya (Savern AKM Başkan Yardımcısı)
Özürlerini belirtip katılamıyanlar : Paris Esonne AKM, Moselle AKM Canan Arslan
Açılış ve selamlamayı Komisyon Sorumlusu Nesrin Yaldırak yaparak gelenleri kutladı. Durak Arslan (FUAF Başkanı) : Katılımcılara teşekkür edip, bu organizasyondan çok memnun olduğunu söyledi. Eğitim ve Araştırma Komisyon Sorumlusu Seyit Gezek : İnanç bazında bilgiler verip bayanları bu komisyon çalışmaları hakkında bilgilerini sundu. Tanışma turu yapılıp AKM ler den gelen kadınlar yaptıkları etkinlikleri kısaca özetlediler.
Konferansci : Zübeyit Gün (Psychlogue)
« Fransa da yaşayan ailelerin entegrasyon sorunu ve çocuklarının eğitim-öğretimde karşılaştıkları güçlükler nelerdir? »
Zübeyit Gün’ün dört saatlik Konferansı tüm katılımcılar tarafından çok beğenildi. Bu tür konferansların kendilerine yararlı olduğunu ; sık sık tekrarlanmasını arzu ettiklerini belirttiler. Nefis akşam yemeğinden sonra beraberce çekilen halaylar, söylenen türküler kaynaşmayı
hızlandırmış oldu.
Ertesi gün güzel bir kahvaltıdan sonra kadınlar iş başına geçti. Nesrin Yaldırak önceki gün yöneltilen soruları yanıtlayarak Alevi örgütlülüğünde kadının yeri ve önemini örneklerle açıklayarak sözü Durak Arslan’a verdi. FUAF Başkanı AKM ler de ve diğer örgütlerde kadınların yönetici olmalarını böyle etkinliklerin başka kadınlarıda motive olmalarını sağladığı gibi ; Alevi canlara ulaşılabilineceğini yineledi.
Katılımcı bayanların soruları cevaplandırıldı ; dilekler, istekler konuşulup tartışıldı.
FUAF’ın Tanıtımı işleyişi Komisyonun sekreteri Nazlı Ünal tarafından hazırlanan tablolarla katılımcılara iyi bir yöntemle aktarıldı.
FUAF Kadın Komisyonun Görev Dağılımı
Sorumlu : Nesrin Yaldırak
Sekreter : Nazlı Ünal
Sayman : Tulay Kaya
AKM lerin yakınlık derecelerine göre belirlendi bölge temsilcileri.
Fransa yedi bölgeye ayrıldı.
1. Alsace Bölge Sorumlusu : Selvi Kaya
(Sorumlu olduğu AKM ler :Strasbourg-Sélestat-Savern-Phalsbourg)
2. Bölge sorumlusu : Kıymet İlhan
Sorumlu olduğu AKM ler : (Altkrich-Mulhouse-Monbelliard)
3. Bölge sorumlusu : İsminar Özdemir
Sorumlu olduğu AKM ler : (Moselle- Nancy- Epinal-Bar-le-Duc)
4. Bölge Sorumlusu : Gazel Akarsu
Sorumlu olduğu AKM ler : (Paris « Pak »-Esson-Nevers)
5. Bölge Sorumlusu : Gülseren Akkoç
Sorumlu olduğu AKM ler :(Nantes-Lorient-Quimper)
6. Bölge Sorumlusu : Gülfidan Yıldız
Sorumlu olduğu AKM ler : (Bordeaux-Narbonne-Touluse)
7. Bölge Sorumlusu : Sultan Soyleyen
Sorumlu olduğu AKM ler :(Ville France-Lyon)
Nesrin Yaldırak teşekkür dileklerini belirterek bir daha ki kamplarda buluşmak
üzere uğurladı katılımcıları.
FUAF Kadın Komisyonu
Perspektifler
Kadin sorunu ve ôrgûtlenme ûzerine sundugum bu taslagi birlikte tartisacagiz ve federasyonumuzun bir kadin çizgisini birlikte olusturacagiz, takibinde tûm derneklerimizde bu çizgi dogrultusunda çalismalar sûrdurecegiz.
Konunun neresinden girecegimi dogrusu çok dûsundum, zira kadin sorununu soyut ele alinamayacagini dûsûnuyorum genelin bir parçasi olarak ele alinmadan çôzûm ve perspektifler konusundada açik olamayiz. önemli tarihsel, toplumsal, politik, sosyal bir sorundur. Başka bir deyişle çok boyutlu ve karmaşık bir sorundur.
Bu konuda bugüne dek birçok teori ve politik eğilim üretildi, belli bir birikim toplandı ama sorunun ôzûnûn kavranildigini sôylemek oldukça gûç bu bugûn kendi aynamiza baktigimizda durumuzun pek de içaçici olmadigini gôrebiliriz.
Gerek federasyonumuz gerek konfederasyonumuz, gerekse disimizdaki sivil toplum ôrgûtleri, sendikalar ve siyasi politik kurumlar dahil ôrgûtûn yônetim kademelerindeki kadin sayisi gerçekligimizi oldugu gibi gôsteriyor.
Geneline bakıldığında, daha çok yolun katedilmesi gerektiği sonucu da ortaya çıkar.
Bu soruların kendisi ve yanıtları soruna nereden ve nasıl bakıldığıyla doğrudan ilişkilidir.
Kadinlar ûzerindeki baski bir cins baskisidir,bu ulusal sinifsal baskiyla karistirilamaz.
Ve su aciktirki bu baski, siniflar surdûkçe sôyle yada bôyle devam edecektir.
Dolayisiyla bu cins baskisina karsi kadin ôrgûtlulugû bu gûnunde, yarininda ihtiyacidir.
Özellikle bu anlasilmalidir.
Kadin ôrgûtlulugu su veya bu orgut, federasyon yada dernegin ôzel bir kolu degil sôzkonusu cins esitsizliligine karsi bagimsiz demokratik bir kadin hareketi olarak ele alinmalidir.
Elbette tûm diger sorunlar gibi bu sorunda toplumsal bir sorundur.
Dolayisiyla haksizligin su veya bu biçimine isyan etmeyen bir kadin bilinci gerçek bir kadin bilinci olamaz.
Insan merkezli alevi felsefesinde bir dinamizm olarak kadinin inisiyatifini taktirle karsilayan hareketimiz bundan bir milim geri dûsmeyi Kabul edemez
Avrupa çapinda ve ôzelinde federasyonumuz bagimsiz tuzel bir kisiligi zemininde bagimsiz demaokratik kadin hareketinin bir bilesen olarak kapsamak durumundadir.
Tabiiki toplumsal bir sorun oldugu itibariyla federasyon çatisinda kendi ôzgur tuzel ôzel kisiligiyle bu kadin hareketi dar lokal sinirlar icerisine hapsolmayacaktir. 72 millet cins sinif farkliligini as diyen alevi felsefesinin bu dinamizmi gûnumuzun gerektirdigi seviyeye cikarilmak durumnundadir.
Sadece Mistik tasavvufcu bir çercevede yuruyemiyecegimiz açiktir. Cemde erkek sinif kardesleriyle dava canlariyla birlikte olan kadinin soyut bir erkek dûsmani olmadigi açiktir. Karsi çiktigimiz siniflar ve cinsler arasindaki esitsizliktir.
Özgurlerin birligi olarak federasyonumuzun ôneminin altini çizerken toplumun demokratiklesme ôlcutunun basta gelen kriteri olan kadinlarin cins baskisina karsi, kat ettigi mesafenin ônemininde altini çizeriz.
Geleneksel geri degerler, geleneksel geri fikirler, geleneksel geri ahlaklar cenderesine sigmayacagiz.
Ben kadinim, biz kadiniz diyebilecek bir atmosfer sarttir.
Ben kadinim demek elbette soyut bir erkek alehtarligi olarak ele alinamaz.
Insani esas alan alevi felsefesini anlattigida budur.
Federasyonumuz bûtun her alanda kadinin federasyon bilseni olarak bagimsiz demokratik hareketinin yaratilmasina destek olma durumundadir.
Ülke ve bôlge nezdinde kendi ic isleyisi ekseninde kendisi karar alan bir ôrgutluluk ve bu ôrgutun sesi olabilcek ihtiyaca gore cikarilan bir kadin dergisinin gôrevini ustesinden gelebilmeliyiz.
Bu bilince hizmet edecek siyasal kampanyalar çercevesinde kadin kurultaylari seminerler meselsi ûzerinde ôzenle durmaliyiz. Bugûn saflarimizda olmasalarda cins baskisina karsi mucadele eden degisik kadin ôrûtlerinin birlesik eylemine ônem vermeliyiz.
Federasyonun kadin komisyonu yukarda vurguladigimiz kadin hareketinin yaratilmasi çabasi içinde olmalidir…
Kadın sorunu, dar anlamda, yani tarihsel ve toplumsal boyutlarından kopararak salt iki cins arasındaki bir sorun olarak tanımlanırsa, burada karşıt, hasım tarafın söyleyecek sözünün bir anlamı olmaz; tersine bu, işin başında reddedilmesi gereken bir tutumdur.
Yok, bu sorunu bir toplumsal sorun, derin tarihsel boyutları olan, kapsamlı toplumsal, politik ve ruhsal ayrıntıları olan bir sorun olarak tanımlarsanız, o zaman, bu iddiada olan herkesin mutlaka söylemesi gereken bir sözü ve daha da önemlisi uygulama sorumluluğu vardır.
İlkeli ve sorumlulugun bir gereği olarak her toplumsal konuya olduğu gibi bu konuya da kayıtsız kalınamaz.
Bu noktada sorumlu davranmak, sadece ahlaki bir sorun değil, ideolojik ve politik bir zorunluluktur!
Bu yönüyle ve bu anlamda kadın sorunu, aynı zamanda bir erkek sorunudur!
Bunun daha başka boyutları da var!
Siyasal kararlara katılmayan kadınlar kendi sorunlarını çözecek toplumsal siyasal araçlara ulaşamazlar.
Kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik tüm çabaların başlangıç noktası,siyasal süreçlere katılımdan,söz,yetki ve karar sahibi olmaktan ve bu alanlarda cinsler arası eşitsizliği ortadan kaldırıcı adımlar atmaktan geçer.
Tüm eşitsizliklerin çözümü siyasal yapılarin yeniden düzenlenmesi ile doğrudan ilgilidir.
Bir toplumda ilericiliğin,demokratikleşmenin, laikliğin,barışın ne ölçüde gerçekleştiğinin en önemli göstergesi kadın-erkek eşitliğinin ne ölçüde gerçekleştiği ile doğrudan ilgilidir.
Cağdaş, demokratik bir ôrgûtûn de gerçekte ne olduğunun temel göstergesidir. Ôrgût ve kurumlar içindeki mevcut eşitsizlik, siyasal alandan eşit yararlanmamayı, eşit temsil edilmemeyi ortaya çıkarmaktır
Federasyonumuzun bu konuda görev ve sorumluluğu çok büyüktür. Yeni bir anlayışın yol göstericiliğine ihtiyacımız var..
Bu anlayışı hep birlikte yaratmamız gerekiyor. Unutmamak gerekir ki siyaset kişisel fayda için değil toplumsal fayda içindir.
Kadın sorununa bakış, bu sorunun tanımlanması ve çözüm perspektifleri konusunda ortaya konulan düşünceler, ideolojik ve politik çizgilerden, toplumsal konumdan bağımsız değildir, olamaz!
Düşünce ufkunuz verili düzeni ve iktidar ilişkilerini aşmıyorsa, söyleyeceğiniz her söz ve yapacağınız her eylem önünde sonunda bu düzenin çeperleri içinde kalmaya mahkûmdur.
Peki, bu düzenin sınırlarına sığmayan, çözümü bu düzenin bütün mülkiyet ve iktidar ilişkilerinin değiştirilmesiyle bağlantılı olan kadın sorunu hakkında söylenecek sözün, sergilenecek davranışın anlamlı olabilmesinin yolu nereden geçer?
Somut olarak neler yapabiliriz?
1 ) Fransa daki demokratik kadin hareketi örgütlenmesini hızlandırmak, alanı ve düzeyi ne olursa olsun faaliyet halinde olan örgütlerimizle sıcak ilişkiler kurarak, eksiklerini giderip daha da yetkin bir konuma gelmeleri için bizzat yardımcı olmak,
2 ) Fransa da yaşayan tüm kadinlarimizin istenilen düzeyde ve en etkin bir biçimde temsil edileceği ileri bir yapılanmayı gerçekleştirmek.
3 ) Her koşulda demokrasi, insan hakları, çagdas ve tüm ileri değerlere sahip çıkmayı gelenek haline getirmek.
4 ) Yayın, basın ve benzeri her çeşit vasıtadan yararlanarak, mevcut ve olası tehlikelere karşı kadinlarimizi duyarlı kılmak, uyarı görevini yerine getirmek.
5 ) Ülkesi, etnik kökeni, dili, sınıfsal konumu ne olursa olsun tüm demokratik kadin kurum ve kuruluslar arasinda sıcak ilişkiler oluşturarak birbirlerinin inançsal, kültürel değerleri ve yaşam tarzları hakkında aydınlanmalarını gerçekleştirmek için çaba göstermek.
6 ) Çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek her kesim ve kuşaktan Alevi insanının, gerek geldiği ülkede gerekse bulunduğu Avrupa ülkesinde gereksinme duyduğu inançsal, toplumsal, kültürel, eğitsel, akademik her türlü gereksinime yanıt verecek, çağdaş kurum ve kuruluşlar oluşturma çabalarını teşvik etmek ve bizzat katkıda bulunmak.
7 ) Ve sonuç zincirlerini kirmayan kadin bu sorunlarin ûstesinden gelemez. Kadinin enerjisinin devrimci bir guce dônusturmesi için bu zincirleri kirma ugrasinda israr edecegiz.. Kadin erkek esit ôzgur bireylerin tamamiyla sevgi, saygi veôzgur toplumsal paylasim ôznesi olmaliyiz.
8 ) Inanç ve sinifsal paslayim boyutuyla her cins ve renkten kardeslerimizle birliktelige ônem veren bir çizgide yûrurken milli baski, cins baskisi gibi konularda gerekli duyarliligida gôstermek durumundayiz.
Yukarida siraladigimiz genel perspektifler dogrultusunda her AKM kendi ôzgûlûnde degerlendirip buna uygun çalisma programi olusturmalidir.
Bir ülkede demokrasi kültürünün olusmasi toplumun en küçük birimlerinden baslamasi gereken bir süreçtir. Demokrasi ailedeki yerinde, arkadaslik iliskilerinde gözetilmesi gereken bir anlayis, bir dünyaya bakis biçimidir. Pek kolay degildir bu.
Öncelikle karsidakileri dinlemeyi gerektirir. Kisisel çikarlari bir kenara birakarak cesaretle söz söyleyebilmeyi, herkesin sustugu anlarda konusmaktan korkmamayi gerektirir.
Söz söyleyebilmek te yeterli degildir. Donanimli olmak, inandigi mantik çerçevesinde savunabilmek gerekir.
Demokrasi kültürünü anlayabilmek öncelikle çalismayi, emek vermeyi ve hak etmeyi ögrenmekle baslar. Sonrasi haklari savunmakla ilgilidir.
Günümüzün demokratik toplumlarina bakildiginda bu mücadelenin çok yillar önce verildigi görülmektedir ama buna ragmen kadin sorunu hala gûndemini korumaktadir.
İnsan Haklari Evrensel Bildirgesinde ve pek çok ülkenin anayasalarinda birinci madde olarak yer alan irk, sinif ve cins gözetmeksizin tüm insanlarin esit oldugu cümlesi, yasalarda yer alan ama toplumsal yasamda yansitilmayan maddelerden birincisidir.
Türkiye gibi ciddi demokrasi sorunu olan ûlkelerde. Kadin öylesine ikincil bir konudur ki Bunun nedeni de hala pek çok ülkede oldugu gibi Türkiye’de de kadinin bir birey olarak kabul edilmemesidir. Varolusu cinsiyeti kapsaminda degerlendirilir.
Özellikle ülkemizde bir demokrasi ve toplumsal barış sorunu var. Kadın hem demokrasinin, hem özgürlüğün, hem de Kürt sorununun demokratik çözümünde önemli bir rol oynayabilir.
Yaşadığımız coğrafyada çok ciddi sorunlar var. İşsizlik, yoksulluk… Ve bundan en fazla kadınlar etkileniyor. Çözüm, kadınların toplumsal mucadeleye aktif katılımını gerektiriyor. Yoksa adaletsizlikler ve acılar sürüp gidecek.
Demokratik bir toplumda özgürce yaşama iddiası olan kadınların, bu rollerini görmeleri çok önemli. Değişim onların dışında yaşanmayacak. Kadınların siyasetin demokratikleşmesi, miltarizme ve şiddete dayanan sistemin değişmesinde temel özne olduğunun farkına vararak, bu rolünü oynamak üzere tüm engellere ve sıkıntılara rağmen aktif görev almaları gerekiyor. Kendilerine çok güvenmeliler.
Demokrasi ôzgûrluk ve baris mucadelesinde canlarini feda eden kadinlarimizin bilinciyle donanip onlara sahip çikarak kadinin toplumsal degisimde ônemli rolûnû kavrayarak oynayacagina inaniyorum.
Demokrasi mucadelesi kadinlar ve Aleviler:
Kadin sorunuda, Alevi sorunu gibi bir demokrasi sorunudur ve çözümü de ancak demokratik bir yapılanma ile mümkündür. Alevilerin ağırlıkla yaşadıkları Anadoluda hayatın her alanında ve tüm kurum ve kurallarıyla bir demokratik yapılanmanın henüz gerçekleşmediği, ağır sancılarının yaşandığı bilinen bir gerçektir. Açıktır ki Alevi sorunu, demokrasi mücadelesinin başlıca ana halkalarından biri ve diğerleriyle bağlantılı bir sorundur.
Yerine ve koşullarına göre belirli özgünlükleri olmakla birlikte, bu sorunun çözümü, her şeyden önce demokratik ve laik bir yapılanmada çıkarı olan tüm kişi ve güçlerle aynı yönde mücadele etmekle mümkündür.
Aleviler tüm diğer konularda olduğu gibi, demokrasi sorununa da kendi inanç ve düşünceleri, tarihsel, toplumsal, kültürel ve felsefi yaklaşımları açısından bakmalıdır.
İnsanın en yüce değer sayıldığı Alevi dünya görüşünde, insanların etnik kökeni, dinsel ve düşünsel yaklaşımı, dili ve kültürü, cinsel ve sınıfsal konumu nedeniyle baskı altına alınması kabul edilebilir birşey değildir.
Bizce insanlar arasında ve yaşamın her alanında tam bir eşitlik egemen olmalıdır. Bir ulusal azınlık veya ulus olarak adı, dili, kültürel ve toplumsal değerleri; bir toplum olarak dini veya mezhebi; insan olarak derisinin veya saçının rengi, kadın veya erkek oluşu, hiç bir biçimde insanı ve insanlığı bölen ögeler olarak görülmemeli ve gösterilmemelidir de. "Yetmiş iki millete aynı gözle" bakan ve birini diğerinden önde tutmaz alevi ôgretisi.
Alevilik, bu ana düşünce ve inancı gereği, etnik ve ulusal temele dayalı her türlü eşitsizliğe, baskı ve haksızlığa, yasakçı ve inkârcı politikalara karşı olmak durumundadır.


















