Annemin yaşam zorlukları - Yaşar Seyman
İçinde bulunduğumuz günler 29 yıl önce kaybettiğim annemin yaşam zorluklarını gün ışığına çıkarıyor. O Erzincan’dan Ankara’ya gelen bir göçmen kadın. Babam kendinden önce Başkent’e gelen akrabalarının çoğunlukta olduğu semte yerleşir. Kısa süre sonra da 45 bin nüfuslu mahallenin muhtarı seçilir ve bu görevi 21 yıl sürdürür.
Mahallenin ileri geleni, mahalle koşullarında varlıklısı olmasına karşın annemin ve babamın içinde bulundukları yoksunluklar, zorluklar, yasaklar aşılamaz. Bu durumu bugün daha net görüyor ve kahroluyorum.
Bir yazımda anneme “sana demokrasi armağan edemedim” diye yazdım. Devrimci mücadele için olduğumuz eylemlere annem sevgiyle koşar, çayını, yemeğini, ilgisini bizden esirgemezdi. Ona verdiğimiz güvenle devrim yapacağımız günleri inatla beklerdi. Devrimcileri destekleyen annemin bize güveni tam olsa da kuşkuları hep sürdü.
Onun yolunu özlemle gözlediği Alevi dedesine saygı göstermememizi hatta kovmamızı sesini çıkarmasa da hiç onaylamadı. Çok üzüldü çok yaralandı. Bir gün “Alevi dedenin yapacağınız devrime ne zararı var ki? Siz devrim yapınca insanlar özgür olacak demediniz mi? Dedelerimiz zaten cemi korku içinde gizli yapıyor.” Sorularına “Alevilik neymiş?” diye onu ve inancını bir de biz yasakladık…
Yıllar sonra Almanya’da bir etkinlikte birlikte konuşmacı olduğum Alevi dedesine: “ Dedem toplantı bitti. Bize bağlama çalacak mısın?” diye sorduğumda yıllar önce saz çaldığı bir cem töreninde devrimci gençler, “Ne cemi? Biz ceme karşıyız. Alevilik neyin nesi? Biz devrimciyiz!” diye tepki gösterirler. Dede o günden sonra eline bağlamasını 31 yıl almaz.
Alevilerin devletin ve Sünnilerin zulmünden, korkusundan kurtulmak adına CHP’ne sığındıklarına tanık olduk. Zaman zaman güvendikleri dağlara kar yağsa da bu sığınmadan kurtulmadılar. Babam ve annem Dersim’i, Maraş’ı Çorum’u gördüler… Madımak ve Gazi’yi göremediler. Cemevleri için “Cümbüş evi” sözünü duymalarına gerek yoktu çünkü Sünnilerin daha ağır sözlerini duymuşlardı. Alevi inançlarını deyişlerle, nefeslerle özgürce yaşadılar…
Babamın dedeleri Dersim, Nazimiye’den göç eden ‘Areyli Aşireti’ mensupları olmasına karşın aile içinde bile hala “Biz Kürt değiliz” diyenler varlığını sürdürüyor.
Aleviliklerini haykırıp Kürtlüklerini inkâr ediyorlar. Oysa annemle babam Kürtçe konuşmalarını yasaklara karşın sürdürdüler. Annem hem Kürtçe hem Zazaca konuşurdu. Bana da “Zaza inatlım, Yaşom” derdi.
Annem yaşadığı ülkenin eşit yurttaşı hiç olamadı. Yıllarca kendisini yönetenlere oy vermesine karşın hem Kürt hem Alevi olmanın horlanması, yasaklanması, darbelerin izleri, korkunun yüreğine bağdaş kurması ile bu dünyadan göçtü.
Kadın olarak ‘kadın hakları’ aklına bile gelemedi. O zaten taşıdığı iki kimliğin horlanması, yasağı altında yeterince ezildi. Bu ezikliğini Alevi deyişleri, nefesleri ve Kürtçe türkülerle onarma inadını evinin duvarları içinde inançla, inatla söyleyerek yaşama tutundu.
Bizi okula “ Düzgün baba, Hızır yardımcınız ola” dualarıyla gönderdi. Biz yıllarca “Düzgün Baba”nın kim olduğunu bilemedik. Çünkü sorularımız yanıtsız kaldı…
Öylesine sindirilmiş, korkutulmuşlardı ki Kürtçe serbest dense de inanmadılar. Kürtçe konuşmalarını yine gizli saklı yaptılar. Çocuklarına ‘Osman’ adı veren Sünni ağaların zulmünü hiç unutmadılar. Hiç güvenmediler. Çünkü Sünniler, Alevilerin haklarını ağız dolusu hiç savunmadı…
Annemin acıları aklıma gelince diyorum ki; Aleviler artık kendine güvenmeli…
Yazdır | Tarih: 30.11.2009 |
| Değerlendirme | | |
Değerlendir
İlgili Haberler
Benzer Yazılar
Fransa'dan esintiler - Yaşar Seyman
Mona Lisa mıyım, seni bekleyeyim! - Yaşar Seyman
Erkek 'Yaşar'lardan bir tek seni sevdim… - Yaşar Seyman
Anneler alanlara çıkın! - Yaşar Seyman
Nehirlere yolculuktur seni düşünmek - Yaşar Seyman
Cumhurbaşkanı'nın gülü soldu… - Yaşar Seyman
Hüznü var da Eylüller yok - Yaşar Seyman
Erkek Cumhuriyeti kutlu olsun / Yaşar Seyman
Kadınlar örgütlü mü? / Yaşar Seyman


















