<<  Şubat 2012  >>
Pa. Sa. Ça. Pe. Cu. Cu. Pa.
 30  31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29  1  2  3  4
Alevi örgütlenmesinin önceliği ne olmalıdır ?







» Yorumlar
» Anket Arşivi

E-Posta

Format
BATH Ravalement
KAYALAR
SARL Construction de l'Horizon 2000
KILIC FASHION COMPANY
Bulut
Crepis Rhin
Celik Construction
Feronnerie SAYLIK
Keles Renovations
SARL Pave Performance
PFF Façade
T. Plâtrerie
Cabinet François Brunet
Unal Renove

Dersim Kanayan Yara - Yaşar Seyman

Dersim Kanayan Yara - Yaşar Seyman
Sözlerin altında ezilen makamlar…

Ülke yönetmek makam sahibi olmak çok kolay olmasa gerek. Bazı makamların önemi büyüktür. O makamlarda oturan insanların sorumlulukları öylesine büyüktür ki, ülke sorunlarını konuşurken sözlerini özenle seçerler. Kirli bilinçaltlarını sunma özgürlükleri olmaz. Hele acısı hala kanayan olayları örneklemek temsil ettiğiniz siyasi partiye ve o dünya görüşüne büyük zarar verir.

Tüm dünya ülkeleri tarihte yaşanan acı olayları ötelemek, saklamak yerine özenli yaklaşımlarla gün ışığına çıkarıp, tarihi olayları aşarak, çözerek o ülkeyi güçlü ülke yapıyorlar. Türkiye’nin sorunları çözümlenmeyecek sorunlar değil ki? Yeter ki güçlü devlet olma yolunda adımlar atalım.
Dersim olayı öyle bir olaydır ki; onu örnek verenler o örneğin altında kalabilir.

Yıllar sonra dünyaya sağdan bakan insanlar bile anı kitaplarında Dersim olayını tarihçiler için not düşme gereği duyuyorlar.

1937 – 1938 yıllarında Dersim’de görevli Adalet Partisi Dış İşleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil anı kitabında şöyle yazıyor:
“Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası da bitti.”

Dersim Katliamının bir başka tanığı Dersim İsyanı sırasında Elazığ’da görevli Albay Hulusi Yahyagil aktarıyor:
“Soğuk gecenin sessizliğini yaşlı adamın dudağından dökülen sesler bozdu. Metin gözlerle getirildiği meydanı süzen yaşlı adam meçhul varlıklara hitap ediyor gibiydi; “ Evladı Kerbelayıh. Bihatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.”

Sonra yüzünü alelacele kurulmuş darağaçlarına döndü. Görevlilerin arasında geldiği idam sehpasının altında büyük bir soğukkanlılıkla yağlı ilmiğin boynuna geçirilmesini bekledi. Cellâdına fırsat vermeden ayaklarının altındaki alçak iskemleyi tekmeledi.”
(“Dersim 38’in ‘Nurcu’ tanığı” Aktüel Dergisi 4 – 10 Aralık 2008)

Munzur’un yeşil rengi kan kırmızı akmaya başladı.

Katliam ve Kutu deresi acılarıyla yıllarca sesli ve sitemli aktı.

Eylül Darbesi ile Munzur gün geldi hem kanla hem kitapla aktı.

Barış özlemi ile artık sessiz ve sitemsiz akmak istiyor.

Bu akışı bozmak, Dersim’in acıları ile gündem oluşturmak, içinde bulunduğunuz siyasi partiye; temsil ettiğiniz dünya görüşüne zarar vermek sorumlu bir siyasetçiye yakışır mı?

Gelelim açılıma ve “Analar ağlamasın!” diyen dünden bugüne ülke yönetenlere…

Yıllardır analara en büyük acıyı siz yönetmekten yoksunlar yaşatmıyor musunuz?

Anayasa deyip çağdaş olmayan anayasalarla anaları utandıran kim?

“Anadili dillerin hası” deyip anadilini yasaklayan kim?

Anayurt deyip ağıtlar yurduna dönüştüren siz yönetenler değil misiniz?

Şimdi de “Analar ağlamasın!” diyorsunuz.

Analar gerçekten ağlamasın istiyorsanız.

Kürt sorununun çözüm yeri parlamentodur.

Yıllardır çözümlenmeyen bu yaşamsal sorunu çözmeye aday AKP gerçekten çözmek istiyorsa siyasi kaygılardan uzak özenli bir dille olayı açmalı.

Başbakan sorunu CHP ve MHP ile görüşmek için çaba göstermeli.

Güçlü devlet adamları büyük sorunları çözerek güçlü devlet olurlar.

“Analar ağlamasın!” diyenlerin analarının ağlayacağı gün ışığı gibi ortada değil mi?



Yazdır Yazdır  |  Tarih: 26.11.2009   |  Değerlendirme      |  

Değerlendir
     


İlgili Haberler
Benzer Yazılar


İsminiz




Lütfen altaki işlemin sonucunu cevaplayınız

İşlem Sonucu:     =  


 

FUAF - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu | Yazdır