<<  Şubat 2012  >>
Pa. Sa. Ça. Pe. Cu. Cu. Pa.
 30  31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29  1  2  3  4
Alevi örgütlenmesinin önceliği ne olmalıdır ?







» Yorumlar
» Anket Arşivi

E-Posta

Format
BATH Ravalement
KAYALAR
SARL Construction de l'Horizon 2000
KILIC FASHION COMPANY
Bulut
Crepis Rhin
Celik Construction
Feronnerie SAYLIK
Keles Renovations
SARL Pave Performance
PFF Façade
T. Plâtrerie
Cabinet François Brunet
Unal Renove

FUAF Genel Başkanı Durak Arslan ile röportaj.

FUAF Genel Başkanı Durak Arslan ile röportaj.
Realite gazetesi, Ferhat Hızarcıoğlu’nun FUAF genel başkanı Durak Arslan ile röportajı.

Sayın Durak Arslan, okuyucularımıza, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Toplumsal uğraştaki insana sorulacak zor bir soru yine de içtenlikle yanıtlamaya çalışayım.

Durak Arslan, Yozgat kentinin Sorgun ilçesine bağlı Karabalı köyünde, Alevi bir ailenin çocuğu olarak yaşama ses verdim. İlk öğrenimimi köyümüzde, orta öğrenimimi kasabamızda tamamladım. 12 Eylül 1980 sonrası ailem öğrenimimi sürdürmem amacıyla, Avrupa’ya gönderdi. Fransa’da yaşıyorum. Evliyim, iki çocuğumuz var. 20 yıldır kurucusu olduğum özel bir şirketin genel müdürlüğünü yapıyorum.

Maizieres Les Metz kentinde Belediye Meclis Üyesi olarak tekrar ve ilk turda seçildiniz. Bu başarının sırrı nedir?

Bunun bir ortak akıl ve ekip çalışması başarısı olduğunu vurgulamak isterim.

Monsieur Gerard Terrier, eski ve deneyimli Sosyalist milletvekillerindendir. 2001 belediye seçimlerinde, beni listesinde görmek istediğini söylediğinde, teklifi değerlendirerek kabul ettim ve oyların %73’ünü alarak görev başına geldik. Ekip içerisinde yerimi çabucak buldum ve uyumlu bir çalışma süreci başladı. 7 yıl süresince bütçe ve yatırım komisyonunda görev yaptım. Çok şey öğrendim ve belediye idaresine katkı sunmaya çalıştım bu sürede. 2008 yerel seçimlerinde, yeniden aynı ekiple, ilk turda seçildik. Eğer mutlaka bir başarı sırrından söz etmek gerekiyor ise, şunu söyleyebilirim,; vizyon sahibi, uyumlu ve çalışkan olmak en büyük etkenler diyebilirim.

Metz kentinde 1895’ten bu yana ilk kez bir sosyalist parti adayı belediye Başkanlığı’na seçildi. Bunun nedenleri nelerdir?

1848 den bu yana kentin yönetimini sürekli sağ görüşlü yöneticiler ellerinde tuttular. 1971 den bu seçime kadar ise, yani tam 6 dönemdir aynı belediye başkanı seçiliyordu. Monsieur Jean-Marie Rausch milletvekilliği ve devlet bakanlığı yapmış usta bir siyasetçidir. Kent için olumlu çok şey yaptığı içindir bunca uzun süre kalışı. Siyasi hayatında, kendi açışından yaptığı en büyük hata ve seçimi kaybetmesine en büyük etken, bence, 79 yaşında halen yeniden başkanlığa aday olmasıdır.

Ayrıca belediye seçimlerinde, insanlar partiye oy vermezler. Listeye oy verirler. Bu da, liste başı kişiye olan güven ve ekibinin profili, kalitesi ve bölgedeki ilişkileriyle ilgilidir.

Belediye seçimlerinde şu üç parametre belirleyici oluyor başarıda, adayın performansı, rakibinin durumu ve konjönktür.

Metz’de sosyalist bir listenin kazanmasında, yeni başkan Monsieur Dominique Gros’nun çıkardığı ekibin kalitesi, halkta eski belediye başkanının yerini yeni birinine bırakması gerektiği kanısı ve Fransa genelinde Nicolas Sarkozy’nin düşüşe geçmesiyle, sosyalistlerin atağa geçmesi sonucu bu tarihi değişim oldu diye düşünüyorum.

Siz daha çok Alevi kimliğinizle tanınmaktasınız. Aleviliği tanımlar mısınız?

Mayıs 2006’da üstlendiğim FUAF (Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu) genel başkanlık görevim gereği yaptığım çalışmalar sonucu Alevi kimliğimle tanındığım doğrudur.

Aleviliği tanımlar mısınız ? Çok zor ve hassas bir soru sordunuz. Bu sorunuza cevap vermeyi yürekten isterdim. Özellikle bir Federasyon başkanı olarak Aleviliği bireysel tanımlayamam, kurumsal kimliğimle yapacağım tanım insanı özne olarak alan, tartışma kültürüne sahip bu güzel inanç ve öğretiyi incitirim, yaralarım korkusunu taşıyorum.

Aleviliği öğretimize göre dedelerimiz, analarımız, tarihçi ve bilim insanlarımızla ortak çalışmalarla olasıdır.

Federasyonumuz FUAF’ın ve Konfederasyonumuz AABK’nın görevlerinden biri de bunun koşullarını yaratmaktır. Bilgi havuzlarının oluşmasını sağlamak. Söz konusu Alevilik gibi yasaklanmış, inkar, iftira ve deforme edilmiş bir inanç olunca, akademik çalışmaların önemi daha da artıyor. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz.

Fakat, Durak Arslan olarak, Alevileri tanımayan değişik uluslardan dostlar bana sorduğunda inanarak şöyle özetliyorum Aleviliği; Sevgiyi din, bilimi yol, insanı kendine yön seçmiş, 72 millete aynı nazar ile bakan, incinse de incitmemeyi ilke sayan, doğayı, insanı Tanrının bir parçası sayıp, ona korkuyla itaat etmek yerine, onu sevgiyle sahiplenen, bütün bu ve daha nice değerleri Hak-Muhammed-Ali üçlemesinde birleştirerek, semahla, nefesle Cem eden, geniş ve derin bir deryadır… o diyorum.


Türkiye Başbakanı Alevilere Diyanet İşleri Başkanlığı’nda kadro verileceğini açıkladı. Bu girişimi nasıl değerlendiriyor sunuz?

Bu adım, Sayın Başbakan açısından ileri bir adımdır. Çünkü dün mekanımızı başımıza yıkmak isteyen bir belediye başkanı, bize bir şeyler vermeye karar veren bir Başbakan olarak karşımıza yeniden çıkıyor.

Ancak, bize kimin ne vermek istediğinden ziyade (ki hesapları belli), bizim ne istediğimiz çok daha önemli.

Biz laîk ve demokratik bir ülke istiyoruz. Böyle bir ülkede, birlik ve beraberlik barış ve kardeşlik içerisinde, her inanç, köken, kültür ve kimlik hangi haklara sahip ise, biz de eşit olarak onlara sahip olmak istiyoruz. Ne bir fazla ne bir eksik, bu kadar açık ve net.

Türkiye’deki genel seçimler öncesi Sayın Prof. İzzettin Doğan’ın Türkiye’deki genel seçimler öncesi; Alevileri CHP ve MHP’ye oy vermeye çağırmasını Fransa Aleviler Federasyonu yöneticisi olarak bu konuda ki düşünceleriniz nelerdir?



Türkiye de yaşayan toplumun, inançsal, sosyal, etnik, sınıfsal ve kültürel, bütün kesitlerinin sorunlarının çözümü ve toplumsal erinci için, demokrasi yaşamsaldır.

Bir partinin başında kimin olduğundan, adının hangi harflerden oluştuğundan ve kim tarafından kurulduğundan ziyade, bir partinin, toplumsal huzur için gerekli olan demokrasinin o ülkede inşası için, tüzüğünde, programında, söylemlerinde uygulamalarında nelerin olduğu belirleyicidir.

Alevilerin, Türkiye’de ve içinde yaşadıkları ülke siyasetlerinde, yeni bir vizyon oluşumuna katkı sunabilmeleri için, kendi içlerinde ve ortak noktalarda buluşması, uzlaşması ve gerçek güçlerine kavuşması gerekiyor. Bu mümkün ve son zamanlarda olumlu adımlar atılmaktadır.

Geçen seçimlerde, Aleviler, yine hazırlıksız yakalandılar. Toplumsal ve kurumsal olarak, rafine edilmiş kararlar yoktu. Önde giden her kurum yöneticisi hazır olmadığı bir durum karşısında gözlerini açtılar ve herkes o anda kendine yakın gördüğü adresi göstermeye çalıştılar. Kimseyi suçlamanın çözüm olmayacağı inancındayım. Varsa suçlu olan o da, Türkiye nin acı gerçeği ve de bu gerçeklikte Alevilere düşen büyük paydır.

Bu bir kader midir ? Asla. Değişmesi son derece mümkün bir durum bu.

Demokrasi, sağ kanat ile sol kanat arasında havalanan gövdenin adıdır. Şu an Türkiye’de sol kanat kırık. Aleviler bu kırık kanadın sarılmasına katkı sunarak, eti, kemiği olarak üzerine düşeni yapmak üzere, kurumsallaşarak, uzlaşarak ve darma dağınık duran gerçek gücüne kavuşarak, toplumsal huzuru yakınlaştırmaya hazırlanıyor. Hepimize olduğu gibi bu konuda sayın Prof. Ízzettin Doğan’a da sorumluluk düşüyor.

AABK’nın çalışmalarından bildiğimiz kadarıyla, oldukça dağınık bir durumda olan Alevi kitlesini bir çatı altında toplamak istemektesiniz. Böylesi bir amaç için sizin dışınızdaki Alevi kuruluşlarıyla bir araya gelmek için yürütülen çalışmalar hangi düzeydedir?

Toparlanma ve ortak istek, amaç etrafında bir araya gelme doğrultusunda olumlu gelişmeler sürüyor. Sağlıklı diyalog kurmaktan geçiyor herşey. Herkes kendi doğrularıyla hep diğerlerinin kendisine gelmesini bekledi. Artık toplumsal sorumluluk herkesin bulunduğu noktadan karşılıklı adım atmasını dayattı. Sevindirici olan ise, bu yönde olumlu bir hareketlenmenin varlığıdır.

„FUAF 10 yaşında, Aşk ola“ adıyla, 14 Haziran 2008 de, Avrupanın başkenti Strasbourg’da düzenleyeceğimiz büyük şölen, Alevilerin birliğinde önemli bir rol üstlenecek. Sayın, Veliyettin Ulusoy, Prof. Ízzettin Doğan, Turgut Öker, Turan Eser ve tüm Federasyon başkanları, yöneticileri şenliğimize davet edildiler. Ayrıca, Avrupa parlementerleri, millet vekilleri, büyük elçiler, akademisyenler, altı bin kişilik Zenith salonunda 12.yy da Anadoluda yükselen Alevi aydınlanmasıyla 17. yy daki Avrupa rönesansını müsahip olarak duyuracağız. Alevi toplumunda yokluğu duyumsanan ortak bir otoritenin oluşumuna yönelik çalışmalarımız olumlu seyrediyor.

Son olarak: 26 Nisan 2008 tarihinde Düsseldorf’ta gerçelkleştirilen (ABM) Avrupa Barış Meclisi kongresi’ne Fransa’dan da çok sayıda delege katıldı. Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl çözümüne katkı sunmak amacıyla gerçekleştirilen bu Barış Meclisi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Avrupa… Barış… Meclis…ABM, sevimli üç sözcükten oluşuyor. Güzel ismin içeriğine bakışımı bilmek istiyorsunuz. Türkiye’de kurulan bir oluşum. Aklıma gelen ilk soru şu; neden Türkiye Barış Meclisi değil ? Bu sözcüklerde sevimli olabilir.

Bir defa, Türkiye de Alevi sorununun tek başına çözülmesinin olası olmadığına inandığım için, Kürt sorununun da tek başına çözülemiyeceğine inanıyorum. Farklı da olsa sorunların kaynağı aynı. Yaşamsal sorun demokrasinin yokluğu. O zaman her kesim kendi somut isteklerinden yola çıkarak ortak istek olan demokrasi mücadelesinde buluşmalılar. Sedece kendi somut istekleri için oluşumlar dayatmak diğerlerini dayanışmacı olarak çağırmak, karşılıklı güvene hizmet etmiyor. Zayıf kalıyor. Dayanışmanın sözcük anlamı bu değil. Dayanışma ne kimseyi yerden kaldırmak, ne de ayağı veya bacağı olmaktır. Dayanışmak, aynı yöne giderken, karşılıklı güç almak için, omuz omuza vermek, bir birine güvenmek ve dayanmaktır.

İlginize teşekkürler…

Zaman ayırdığınız için biz size teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılarınızın devamını diliyoruz.


Yazdır Yazdır  |  Tarih: 11.06.2008

İlgili Haberler
Benzer Yazılar

 

FUAF - Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu | Yazdır