“Akılsız başın cezasını ayaklar çeker” - Yaşar Seyman
“Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla
Bu güzelim memlekette hürriyet…”
Bu güzelim memlekette hürriyet…”
Bu atasözünün bendeki anlam kodu:
Yaşamdaki hatalara neden olan sorumlunun cezayı çekmesi gerekirken; hatadan sorumlu olmayan başkaları ceza çeker…
Tüm dünya ülkelerinde yasal bayram olarak kutlanan 1 Mayıs yasal bayram değilse; bu yönetenlerin dünyayı iyi algılamadığını gösterir. Bu ufuksuzluğun, öngörüsüzlüğün, aymazlığın nedeni olan başlar ansızın ayakları cezalandırır. Onlarca yıldır bayramsız işçiler hem bayramsız hem de bayram istedi diye ayak takımı oldular.
Oysa ülkeyi yönetenler, dünyanın tüm ülkelerinde olduğu gibi işçilere ‘Birlik ve Dayanışma’ günü olan 1 Mayıs’ı bayram olarak duyursa, özgürce kutlamak için tatil izni verse, işçiler meydanlara dolsa ve özgürlük türküleri söyleseler daha güzel olmaz mı?
Adı üstünde bayram dünyanın her yerinde bayram gibi kutlanır…
Bir ülkenin meydanları çifte standartlı kullanılabilir mi?
Bir ülkede meydanlar tüm yurttaşlara açık olmaz mı?
Futbol coşkusu, yeni yıl kutlaması için ülke imajını zedeleyen tacizcilere bile açık olan meydanlar neden emekçilere kapanır? Neden? Anlamakta zorluk çekiyor insan.
1 Mayıs İşçi Bayramı gibi evrensel olan haklar tüm ülkelerde mücadele ile alınır. Bu hakların mücadele tarihinde sürgünler, tutuklanmalar, idamlar kısacası utanç verici olaylar vardır. Çağdaş ülkelerde olduğu gibi tarih sayfalarında yer alan olayların üstünü örtmek yerine sorunu çözerek aşmak gerekmez mi?
Geçen yıl 1 Mayıs işçi bayramı olsun önerisine başbakanın yanıtı çağdışı ve komikti. “Ülkemizde yeterince bayram var bir de 1 Mayıs bayram olmasın.” Söz konusu işçi sınıfı ve sendikal haklar olunca evrensellikten, AB’den söz edenler bu alandaki hakları unutuyor. Bizim AB yanlısı işverenlerimiz bile AB ülkelerindeki işçi haklarından asla söz etmiyor hatta işçinin sosyal güvenceden yoksun ve sendikasız olanını seviyorlar.
Oysa 1 Mayıs, dünya işçi sınıfının büyük mücadeleler sonucu kazandığı gündür. Tüm dünya ülkelerinde işçiler o gün 1 Mayıs’ı kutlamakla yetinmeyip sorunlarını bir kez daha dünya kamuoyuna haykırır… Birlik ve dayanışma örneği gösterir, hep bir ağızdan 1 Mayıs marşları ve şarkıları söylerler…
Bizim ülkemizde ise; 1 Mayıs kutlamaları gerilim, korku, anlamsız panik ve söylemlerin aşılmadığı gün olmaktan kurtulmaz.
Çünkü bizde bu tür haklar taksitle verilir. Bayramsız, tatilsiz sadece günün adını koyunca bu haksızlık insanın diline dolanır ve özünü unutup işçiye saldırıya geçer. Onu ‘ayaklar’ diye küçümser. Yetersiz olduğu her alanda konumunu anımsatmak bu hükümete özgü bir davranış olsa gerek. Anımsayın; YÖK başkanı, rektörlere, bilim insanlarına “Ben, sizin değerlendirme amirinizim” diyebildi.
Ülke sorunlarını içselleştirmeyen, bilinçaltı kirliliklerden kurtulmayan insanları izlemekten yoruldum.
“Hak verilmez alınır!” mücadelesinden asla…
Gelin, Nâzım Hikmet’in o ölümsüz dizelerini okuyalım:
“Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
-Çürüyen diş, dökülen et -,
Bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.”
Ve işte o zaman;
“Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla
Bu güzelim memlekette hürriyet…”
1 MAYIS 2008
Yasal haklarını isteyen işçiler, ayak oldu.
Bayrama koşan ayaklara saldırı var.
Oysa mücadeleci insanlar ayaklarıyla barışıktır.
Ayaklarım, beni, Taksim’e götürün…
Yazdır | Tarih: 28.04.2008 |
İlgili Haberler
Benzer Yazılar
Fransa'dan esintiler - Yaşar Seyman
Mona Lisa mıyım, seni bekleyeyim! - Yaşar Seyman
Erkek 'Yaşar'lardan bir tek seni sevdim… - Yaşar Seyman
Anneler alanlara çıkın! - Yaşar Seyman
Nehirlere yolculuktur seni düşünmek - Yaşar Seyman
Cumhurbaşkanı'nın gülü soldu… - Yaşar Seyman
Hüznü var da Eylüller yok - Yaşar Seyman
Erkek Cumhuriyeti kutlu olsun / Yaşar Seyman
Kadınlar örgütlü mü? / Yaşar Seyman


















