CEVİZİ KIRIP İÇİNE BAKMAK GEREK
Başörtü denilen nesnenin, yerine göre bir aksesuar,
Yerine göre kötü iklimden korunmak için kullanılan
Bir örtüden başka hiçbir şey olmadığını nasıl anlatmak
Gerekiyor bizim halka bilmemki.. ülke insanımızın
Büyük bir kısmı bunu dini bir mecburiyet gibi benimsemesi
Bence çok yanlış.. çünkü islamiyetin doğduğu arabistanda
Bu tip örtünmeler Müslümanlık öncesinde bile vardı..
İnsanlar çetin çöl fırtınalarından ve 45 dereceye varan
Sıcaklıktan ancak böyle korunabiliyorlardı, kadının
Örtündüğü gibi erkeklerde örtünüyorlardı.. daha hala
Bügünde olduğu gibi yani, iklimden korunmak için..
kuzeydede müslüman insanlar var, - 20 -35 derceye
soğuk bölgelerde yaşıyorlar, onlarda aynı şekilde
örtünsünlerde görelim bakalım.. o insanlar 10 ila
15 samtim kalınlıkta hayvan postlarıyla anca ısınabiliyorlar..
allah, erkeğede kadınada kılık kıyafet için bir norm,
bir standart emretmiş o kadar..
patronomuzun yada müdürümüzün karşısına nasıl
derli toplu bir şekilde çıkıyorsak, en büyük olan yaradanımızın
huzuruna çıkarkende elbette biraz daha tertipli olmamız gerekir..
Farscadan dilimize ‘ tülbent’ olarak geçen ‘türban’
Kelimesi, bir siyasi oyundan başka bir şey değildir..
İkinci bir husus :
Mademki islamiyetin emirlerini yerine getirmekten
Erkek kadar kadında mükellef, neden o zaman
Kadında eşiyle birlikte veya yalnız başına beş vakit
Camiye gidemiyor.. neden bayram ve cenaze namazlarına
Katılamıyor, onunda bayramı değimli.. peki neden beraberce
Kutsal ve emniyetli olan yere gidemiyorlarda, neden düğüne,
Diskoya gidip rahatca eğlenebiliyorlar..
Peygamberin döneminde bile kadınlarımız rahatlıkla her vakit
Camiye, cenaze ve bayram namazlarına gidebilirlerken..
Unutulmamalıdırki;
İkinci halife hz ömer, camide vakit namazı kılarken eşinin
Gözleri önünde şehit edilmişti..
Üçüncü diğer bir hususda;
Yüce Allah, hz muhammed’e ;
‘’ya habibim, anlayasın diye kelamımı senin dilinde indiriyorum’’
Dememişmiydi.. eğer peygamber arap değilde Çinli olsaydı
Bizde o zaman kuran’ı çinçe ve konfüçyüs'ün alfabesiyle okuyacaktık..
Mesele ülke, lisan veya alfabe değil, özü ve ne dediği önemli..
Cevizi kırıpda içine bakmayan, içinide dışı gibi kabuktan ibaret
Sanarmış..
14 asır evvel hz Muhammed’in, ve 74 sene öncesindende
Mustafa kemal’in bahsettiği kadın-erkek eşitliği ne
Zaman bizim ülkemizde gerçekten hayata geçecek bilemiyorum..
Yinede umudumu yetirmeyip,
eşitlik,hoşgörü, dostluk, kardeşlik,birlik ve aydınlık dolu nice yarınlara diyorum….
saygılarımla..
mustafa coşkun
exuberant2008@hotmail.com
'' CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR ! ''