Bağlantılar
Eklenme Tarihi: 22.02.2009
Değerlendir

Hızır Orucu (13-2-2012)
Essonnes AKM'de Cem (16-2-2012)
PAK Merkez'den CEM (17-2-2012)
Vosges AKM'de Hızır Cemi (17-2-2012)
Saverne AKM'de Hızır Cemi (19-2-2012)
Cluses AKM'de Hızır Cemi (24-2-2012)
Lyon AKM'de Hızır Cemi (25-2-2012)
Nantes AKM'de Birlik Cemi (26-2-2012)
Valence AKM'de Hızır Cemi (26-2-2012)
PAK Merkez Gençlik Kolları'ndan Birlik Halay Gecesi (9-3-2012)
Montbeliard AKM'de Hızır Cemi (11-3-2012)
Nancy AKM Luxembourg Kültürler Festivalinde (17-3-2012)
Nevruz (21-3-2012)
Nantes AKM'de Konser (24-3-2012)
Moselle AKM açılışı (31-3-2012)




M. Seyfi OKTAY
Adalet Eski Bakanı
ARALIK 2009
ANKARASayın Bakan,
Değerli Kamu Görevlileri,
Değerli Katılımcılar,
Sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bu çalışmaların ülkemize ve demokrasimize hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.
Görüşmekte olduğumuz sorun, kökleri tarihin derinliklerinde olan bir sorun olup, Ülkemizin demokratik lâik hukuk devleti sistemiyle doğrudan ilişkili olan bir sorundur.
Konuyu önyargılardan uzak, aklın ve bilimin ışığı ve objektifliği çerçevesinde, gerçekleri görüp ve anlama gayreti içerisinde incelemeliyiz.
Artık konunun üstünün kapatılamayacağı bir sürece girilmiştir.
Tarih bu konuda çok acı ve utanılacak gerçeklerle doludur. Ancak bütün bunları güncelleştirmenin bir yararı yoktur. Zaten Alevilerde hep geleceğe bakmışlar gelecek için imkanlar ölçüsünde çözümler üretme ve sentezler oluşturma gayreti içerisinde olmuşlar, hep sabretmişler, deyim yerinde ise hep “acıyı bal eyleme” çabasında olmuşlardır.
Ancak şunları ifade etmeyi de konu üzerinde daha derin düşünme acısından uygun görmekteyim:
Aleviler asırlarca dışlanmışlar, aşağılanmış ve yok sayılmışlar, yok edilmek için her türlü zulüm ve baskıya maruz bırakılmışlardır. Katliamlar yapılmış, zaman olmuş kütüphanelerde kitaplar yakılmış, Alevi inançlı insanların ve bu inanç öğelerinin tafsiyesi için hayale sığmayacak suçlamalara maruz bırakılmışlardır.
Osmanlı belgeleri adeta birer canlı organizma gibi arşivlerde durmaktadır. Kitlesel katliamlar için verilen fetvalar, padişah buyrukları geçmişin ne kadar karanlık olduğunu tartışmasız biçimde ortaya koymaktadır.
Kuşkusuz Cumhuriyetle birlikte devlet yapısında köklü bir değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. Cumhuriyet Aleviler için bir yaşam güvencesi getirmiştir. Ama ne yazık ki; Cumhuriyetin öngördüğü temel doğrultuların yaşam biçimine dönüşmesi sağlanamamıştır. Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda sistemin, kafaların ve vicdanların dönüşmesi, öyle görülüyor ki daha çok zaman alacaktır diye düşünüyorum.
Toplumun belli kesimlerinde de olsa, tarihsel süreçteki anlayışın kalıntıları varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet döneminde gerçekleşen Kahramanmaraş, Çorum, Malatya, Sivas ve Gazi olayları bunun açık bir göstergesidir.
Kahramanmaraş, Çorum, Malatya, İstanbul Gazi katliamlarında suçlular cezalandırılamamış, katliamların gerçek nedeni ortaya konulamamış, bu olaylar adeta mahalle kavgası oluyormuş gibi işlem yapılmıştır.
Bunlardan yalnız Sivas katliamında olayın fiili failleri cezalandırılmışlardır. Bilindiği gibi yargı 33 kişiye idam cezası ve onlarca kişiye hapis cezaları vermiştir. Daha da önemlisi mahkeme kararında bu katliamın adi bir suç niteliğinde olmayıp, aynen Kubilay olayında olduğu gibi, demokratik, laik hukuk sistemine karşı bir gerici ayaklanma olarak nitelendirilmiştir. Bu tür olayların nedeni ilk defa bu kararla gün ışığına çıkmıştır.
Bütün bunlara ve Devlet yapısındaki olumsuz anlayış ve uygulamalara karşın, iktidarın konuyu ülkenin ve siyasetin gündemine taşımasını, Alevilik gerçeğiyle yüzleşmek istemesini, onu anlamaya çalışmasını tarihsel bir gelişme olarak not etmek gerekir diye düşünüyorum.
İktidarın konuyu gündeme getirmekteki amacı ne olursa olsun, niyeti içtenlikli olsun veya olmasın, isterse yurtdışından gelen etkiler nedeniyle olsun, bizlere düşen görevler konuyla ilgili gerçekleri, talepleri sunmanın devlete, iktidara, ulusal kamuoyumuza yansıtmanın son derece yararlı olduğuna inanıyorum.
Avrupa Birliğinin gündemine aldığı bu konuyu aydınlarımızın, demokratik laik sosyal hukuk devleti yandaşlarının sistemin noksanlıklarını, yanlışlarını saptama, bunların giderilmesinin yollarını açmaya çalışmalarının yanlış olan tarafı ne olabilir.
AR